Bakalım ne kadar sürecek
kadın telaşlı yola koyulur, gözü saatin koşturmasında,
merdivenleri çıkar ikişer üçer,üstünü düzeltir,kafasında "acaba
güzel miyim? "düşüncesi , çalar zili,
kapı açılır, yürek açılır, gözü gözüne değer adamın, orda tarih sil
baştan yazılır.
"selam" demeye kalmadan bir el tutup çeker içeri kadını,
gözler sevişir önce, dudaklardan çıkan ılık nefesler karışır birbirine
parmakları gezinir adamın kadının yüzünde, dudaklarında, boynunda
"özledim feci" der adam, kadın gülümser
"bende" demeye kalmadan kapı eşiği, duvarlar çığlık atmaya
başlar
eşikte başlayan aşk süzülür odalara, her taraf ruh kokar
ev canlanır, ikisinin karışımı yeni bir koku çıkar her seferinde, yayılır,siner
perdelere
kadın adını duyar adamın ağzından, gözleri gözlerinden ayrılmaz bir
saniye bile
sevişme değildir yaşadıkları, birbirlerini katık ederler her seferinde
ve her seferinde kadın, elini yanağına götürür adamın " bu son
" der
eve bir el sallar ve gider
bir dahaki başlangıca merhaba diyerek...
........
işte bütün bunlardan sonra ne tuhaf ki, hala kendini öyle biri sanar
adam hayatında kadının
unutur kadının onun için yangın zamanlara tutsak ettiği ruhunu
uğrunda yıllardır var gücüyle savaştığı tövbesinden dönmesini önemsemez
........
işte böyle sevgili;
avucumda neyim var neyim yok döküyorum uğruna
ahlaki bütün kuralları yok sayıyorum, seninle yazıyorum yeniden tüm
kuralları tek tek
sözünü sözüm belliyor, tenimi ilk defa sereserpe sana sunuyorum
kapıyı her açışında, her sana koşuşumda yoktan varoluyorum
kendimden santim santim gidiyorum,
her defasında ilk defa gibi erirmi insan, sürgün yaşarmı diğerinin gözlerinde
eli tenine değmeden çığlık çığlığa haykırır mı ismini soluksuz
sorduğun sorunun cevabına gelince;
evet sana ait herşeyin kitabını yazabilirim....