Meta Model

İletişimin dış dünyaya yansıyan taraflarını sorgulayarak içyapısını çözmeyi
istemez miyiz? İşte bu çözümlemeyi Meta Model yöntemi ile yapabiliriz.

Meta Modelden bahsederken okuduğum kitaplardaki tanımları çerçevesinde
hareket edeceğiz.
Meta Model üç bölümden oluşur.

* Anlam kaybı

* Anlam kayması

* Ve Genelleme

Hatırlarsınız ki Milton Modelin amacı Anlam kaybı oluşturmak, genelleme
yapmak ve anlam bozulmaları oluşurmak idi.
Meta modelde ise bunun tam tersi durum söz konusudur.

Milton Model bir insanı ikna etmenin yollarını arar, hipnozda derinlemesine etkileri söz konusudur. Meta Modelde ise kalıplarla hareket eden kişinin kalıplarını kırar ve kendi gerçekliğini yeniden oluşturmasını sağlar, Bilinç sistematiğindeki anlam kaybını,genellemeleri ve anlam kaymasını düzeltir ve meydan okuyucu bir tarzı vardır.

Meta Model uygulamaları aşağıdaki konuları içerir:

* Genellemeleri açıklamak

* Belirsizlikleri Göstermek

* Anlam kayıplarını yeniden kazanmak

* Anlam kaymalarını düzeltmek

* Belirsizlikleri aydınlatmak

* Özel anlamları ortaya çıkarmak

* Bilinçli aktif zamana neden olmak.

* Dilin derin yapısını ortaya çıkarmak.

Örnekler :
---------------------------------------

Derya : Hep suçu üzerime atıp duruyorsun, hepiniz aynısınız, canınız cehenneme.
İlker : Sana suçlusun demedim ki. Nezaman seni eleştirmeye çalışsam her
zamanki gibi kabul etmiyorsun ve seni suçladığımı düşünüyorsun.
Derya : İnsan eleştirirken çeker bir köşeye, " Hayatım bu konuda ki
davranışını şu şekilde düzeltirsen daha iyi olur " dedinde yapmadımmı
herkesin içinde " Derya, yinemi öyle yapıyorsun, nedir senden çektiğim ? " derken eleştri yatığınımı sanıyorsun....

:))) hepimizin hayatında benzer tartışmalar olmuştur.
Yukarıdaki örneği okuduk, eğer bize gelip bizim durumumuz için ne yapabiliriz demiş olsalardı. Olaya Meta Model ile yaklaşıp şu soruları sorardık. Biz : Derya, İlker hiç suçlu olduğu bir durumu kabul ettiği olmadımı?
Derya : Kabul ettiği durumlarda var tabiiki
Biz : İlker, Derya senin yapıcı eleştrilerini kabul edip daha dikkatli olmadımı ? İlker : Evet, bir çok konuda özeleştiri yapıp bir birimizi daha iyi
tanımaya çalıştık ve birbirimizin önerilerine sıcak baktık.
Biz : İlker ve Derya, biz de size birkaç öneri yapacağız eğer
dinlerseniz kazancınız büyük olur.
İkisi : Tamam, dinliyoruz sizi.

Biz : Konuşmalarınızda bir sürü genelleme, anlam kaybı ve anlam kayması
mevcut.
*Mesela : -Hep- suçu üzerime atıp duruyorsun,- hepiniz- aynısınız,
cümlesinde -hep, -hepiniz gibi genellemeler anlatılmak istenen konuyu
özele indirgemek yerine eleştiriyi doğrulttuğun kişinin tüm benliğini hedef
alır. Eğer ona " Senin X davranışın (yada X sözün) Y kanaatine
göre hatalı eğer Z şeklinde davranırsan daha iyi olur" şeklinde bir cümle
kursaydın direk ilgili davranışını veya sözünü eleştirir ve onun
tüm benliğinin hedef olmasını engellerdin. Gerçi, " Hayatım bu konuda ki
davranışını şu şekilde düzeltirsen daha iyi olur " sözün de
sonradan davranışa özel eleştiri yapıp durumu kurtarmışssın :)))
Derya : :)))))
İlker : Aslında benim sözlerimde de bahsettiğiniz genelleme hatası var. -
Nezaman, Her zaman ki gibi kelimeleri bunun ispatıdır.

Biz : Konuşmalarımız da cevap vermiş olmak için değilde gerçekten söylemek istediğimiz şey olduğu için konuşmalıyız.
Osmanlı alimlerinden Bediüzzaman Lakaplı bir düşünür İhlas Risalesinde Şöyle Diyor:
" İKİNCİ DÜSTURUNUZ Bu hizmet-i Kur'âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev'inden gıpta damarını tahrik etmemektir.
Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.
Hem nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârâne uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip, sa'ye şevkini kırıp atâlete uğratmaz. Belki bütün istidatlarıyla birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler; hakikî bir tesanüd ( birlik ), bir ittifakla gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak.
................
Evet üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz onbir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, onaltı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ( Kardeşliğin sırrı ) ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı
vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler , o vakit dörtbin dörtyüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakiki sırr-ı ihlas ile, onaltı fedakar kardeşlerin kıymet ve kuvveti maneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuatı tarihiye şehadet ediyor.
Bu sırr-ı şudur ki: Hakiki samimi bir ittifakta herbir fert, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıylede işitebilir. Güya on hakiki müttehit adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevi kıymeti ve kuvvetleri vardır.

ve Uhuvvet Risalesinde : Mü'minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir. Şu hakikatin gayet çok vücuhundan altı veçhini beyan ederiz.
Birinci Vecih Hakikat nazarında zulümdür.
Ey mü'mine kin ve adâvet besleyen insafsız adam! Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini,semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.
Aynen öyle de, sen, bir hane-i Rabbâniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü'minin vücudunda, iman ve İslâmiyet ve komşuluk gibi,dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı mâsume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir câni sıfatı yüzünden ona kin ve adâvet bağlamakla o hane-i mâneviye-i vücudun mânen gark ve ihrakına, tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şenî ve gaddar bir zulümdür. "

Demektedir. Bazı kelimelerin anlamını öğrenmek için www.google.com dan Osmanlıca Türkçe sözlük arama yaptırabilirsiniz.
Zaten Konu ile alakalı kısmınınına anladığım kadarı ile değineceğim. Öncelikle güzel dünyamızın kardeşçe yaşanabilir bir yer halini almasını diliyorum. Eğer insanlar Mevlana gibi, Yunus gibi, Pirsultan abdal gibi, Hacı bektaşı Veli gibi, Bediuzzaman gibi humanist alimlerin felsefesi ile islam dinini öğrenmiş olsalardı ne dinci terör olurdu nede
savaş...

Konumuza dönersek. Yukarıda ki örnekte de söylendiği gibi bir insanın belki
yirmi güzel huyu varken biz kalkıp bir kötü davranış için kişinin tüm benliğini hedef almamız yani kötü bir kişi için 20 masum insanın bulunduğu bir gemiyi batırması misal gerçekten haksız bir davranıştır.

Anlam kaymaları için: Nasıl biliyorsun, Kime göre, Kim söylüyor, Nasıl sebep oluyor. Sorularını sorarsanız öze inmenize sebep olur ve asıl anlatılmak istenen durum ortaya çıkar. Genellemeler için ise: Ne oluyor, Ne olur, Seni engelleyen şey ne, Kimden, Hangi konuda, Ne zaman.... gibi soruları yöneltirseniz
özele inerek gerçekle yüzleşirsiniz...

Aşağıda ki örnekte genellemelere karşı Sinanın konuşmalarında ki çözümleri irdeleyiniz.

Onur : Kaybeden hep ben oluyorum, hiç yüzüm gülmeyecek mi ?
Sinan : Hiç kazandığın bir durum olmadımı ? Hiç yüzünün güldüğü bir durum olmadı mı ?
Onur : Evet oldu, ama neden çok istediğim hiçbir şeyi kazanamıyorum?
Artık hayatta istediğim hiç birşeyi elde edemem, kendime
olan güvenimi kaybediyorum...
Sinan : Kazandığın şeyleri bana söyleyebilir misin?
Onur : Matematikte en yüksek notu ben almıştım, Tenis turnuvasında okul birincisi olmuştum.
Sinan : Bunları kazanmadan önce neler yapmıştın.
Onur : Sevdiğim bir ders olduğu için en öne otururdum ve öğretmenin
verdiği alıştırmalar dışında eğlence olsun diye üniversite sınav soruları çözerdim. Ve sınav için özel bir hazırlık bile yapmadan tam not alırdım. Tenis maçı için de kendime güvenim tam dı ilköğretimden
beri masa tenisi oynuyorum. Kendimi bırakıyorum, elim topun gelişine göre refleks hareket edip karşılık veriyor ve bir bakmışssın kazanmışım.
Sinan : Dikkat ettin mi?
Onur : ?
Sinan : Başarı sağlamadan önce sürekli alıştırma yapıyorsun, yaptığın şeyi sevdiğini söylüyorsun, olaya pozitif yaklaşıp olası aksaklıklara
karşı yıpranmadan hareket ediyorsun, sürekli çalışarak reflekler ediniyorsun, zihinsel ve bedensel egzersizlerle hedefe doğru yol alıyorsun.
Hayatta da aynen böyle olmalısın. Başaramadığın durumlar senin tüm
performansın değildir, senin benliğini temsil eden yetenekler değillerdir.
Neden başaran sen olmayasın, sen değilde kim başaracak, şimdi değilde ne
zaman kendine geleceksin.
Onur : :))) heyy bana gaz verme.Tamam tamam anladım demek istediğini.
Sadece işi yaparken uyguladığım yöntemlerde hatalar
var hata ben değilim.

Kendi dünyanızın çilingiri olduğunuz anda başka dünyalarda ardına kadar size
açılır...
Yeni yıl da Sertap ERENER in şarkısı eşliğinde sizi mutlu edecek değişiklikler dilerim. Sevgiyle kalın.

Yeniler

Mahir Demir
Motivasyonun Sürekliliği

Leader
Gerçek nedir?

Elif Bengü
Eski gül lokantası

Uğur Koşar
Hayat Bir Oyundur

Erdem
Zihin Haritalama Tekniği

Mahir Demir
Yeni Hayat Temizlik ve Kimlik

Erol Şimşek
Kayb-olmuşum

Efe Özikiz
Açım

Dilek Çakır
Bazen

Aytuğ
Adamak

Barış
Güç nereden

Angel
İstek

Sultan Sofia
Eş ruhum

Ömer Aral
Karikatürleri Bush çizdi!
Yaşam bilimi adıyla geçen ayurveda ile ilgili neler biliyorsunuz?

Zayıflamak ve sağlıklı bir yaşam için detoks diyeti yapın.