Çaresizliği değil Çare_sizliği öğrenin
“İnsanlar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, sonra da hiç yaşamamış gibi
ölür.” (eflatun)
Hayat bize ne çok şey öğretiyor öyle değil mi? Bu öğrendiklerimizle
bazen kendimizi aşıyoruz, bazen de kendi içimizde hapsoluyoruz. Bu büyük
bir tezat!
Kişisel gelişim kitaplarında sıkça rastlanan bir örnek vardır, ‘pire
deneyi’.
“bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiğini görür.
Birkaçını toplayıp 30cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin ısıtılır Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya
çalışır ancak kafalarını tavandaki cama çarpıp düşerler. Zemin de sıcak
olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler
camın ne olduğunu bilmediklerinden, KENDİLERİNİ NEYİN ENGELLEDİĞİNİ
anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda
o zeminde 30cm den fazla sıçramamaları gerektiğini öğrenirler.Artık
hepsinin 30cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve
tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte,
30cm sıçrar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe sıçrama imkanları
vardır fakat buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri
bu sınırlayıcı ‘hayat dersi’ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse
kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar. ÇÜNKÜ ENGEL ARTIK ZİHİNLERİNDEDİR!
Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel
( burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı ) varlığını sürdürmektedir.
Bu deney CANLILARIN NEYİ BAŞARAMAYACAKLARINI NASIL ÖĞRENDİKLERİNİ göstermektedir.
Bu pire deneyiyle kendi hayatınızda bir benzerlik görüyor musunuz ?
Sanırım bir şeyleri öğrendikten sonra kör oluyoruz. Daha ilerisini öğrenme
kapasitemiz, yeteneğimiz olduğuna inanmıyor ve başarıyı elimizle ama
farkında olmadan itiyoruz. Halbuki hepimiz biliriz,
Başarılı olmak için neler yapmamız gerektiğini,
Bunları niçin yapmamız gerektiğini,
İstersek nasıl yapabileceğimizi,
Yaparsak neler kaybedeceğimizi yada kazanacağımızı.
Fakat bilmediğimizi bilmediğimiz bir şey var,o da tüm bunların farkında
olup neden harekete geçemediğimizdir. Hep bir şeyler isteriz ama olmaz.
Ama unutmayın “istemek, istiyorum demek değil, harekete geçmektir.”
(A. Maurrois )
Bir insanın gelebileceği en üst nokta onun cam tavanıdır. Her birimiz
bir cam tavana sahibiz ve bu bizim karşılaştığımız engeller, acı tecrübeler
ve başarısızlıktan öğrendiğimiz “neyi yapamayacağımızdır”. Buna ne kadar
inanırsak, o limite o kadar sadık yaşarız
İnsanlar inandığı kadar başarılı olurlar. Yaşanan tüm kötü tecrübelerden
sonra öğrendiğimiz tek şey ‘ÇARESİZLİK’ oluyor.
Kişinin çok sayıda başarısızlığa uğraması sonucu, olayların kendi kontrolünde
olmadığını, o konuda yeteneği olmadığını düşünmesi ve asla başarılı
olamayacağına inanmasıdır öğrenilmiş çaresizlik. Daha önceki denemelerde
karşılaşılan başarısız sonuçların insanın kendisini sınırlayacak şekilde
yanlış yorumlamasıdır. İşte hayattan öğrenipte farkında olmadığımız
şey budur. Ve yine budur tüm başarısızlıkların sebebi.
Başaramamak yenilmiş olmak demek değildir. İllaki hepimizin başarılı
olduğu bir şeyler var. Bunları keşfedin, başarılarınızın üzerine gidin
fakat, başarısızlıklarınızdan ders almayı bilin ve unutmayın ki denemeye
devam ettiğiniz sürece yenilmiş değilsiniz.
Öğrenilmiş çaresizlik düşlerimizi çürütür. Sizi kendi kendinize yetemeyecek
duruma getirir. Buna yenik düşmeyin!
Başarısızlık siz izin vermediğiniz sürece “SON” değildir.